Üreme çağındaki kadınlarda miyomlar kendiliğinden geçmez ve ilaçla kalıcı olarak yok edilemez. Ancak belirti vermeyen küçük miyomlar yakın takiple izlenebilir. Menopozla birlikte östrojen düşüşü miyomların yüzde 50-60 oranında küçülmesini sağlar. Ameliyatsız tedavi olarak miyom embolizasyonu (UAE) seçilmiş vakalarda etkili bir alternatiftir. Kimin izlenebileceğine, kimin embolizasyona kimin cerrahiye yönlendirileceğine uzman hekimle birlikte karar verilmelidir.

“Miyomum var ama ameliyat olmak istemiyorum, bekleyebilir miyim?” Bu soru, kliniklerde her gün duyulan, hem tıbbi hem de kişisel bir karar gerektiren bir sorudur. Yanıt doğrudan “evet” ya da “hayır” değildir; miyomun boyutuna, tipine, belirtilerine, hastanın yaşına ve gebelik planına göre farklılaşır. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Polat Dursun bu soruyu bilimsel verilerle yanıtlıyor.
Üreme çağındaki kadınlarda miyomlar —östrojene bağımlı tümörler olarak— kendi kendine yok olmazlar. Belirti vermeyen küçük miyomlar yıllarca aynı boyutta kalabilir ya da yavaş büyüyebilir; ancak kendiliğinden geçmesi beklenmez. Bu nedenle “bekleyebilirim” ile “geçer” ifadelerini birbirinden ayırt etmek kritik önemdedir.
Miyomların menopozda küçülmesi, konuyu anlatan en güvenilir biyolojik gerçektir. Prof. Dr. Polat Dursun’un 41 saniyelik bu açıklaması, hem bu sürecin mekanizmasını hem de kimlerin ameliyatsız izlenebileceğini net bir çerçeveyle sunuyor:
Bu doğal süreç, menopoza 2-3 yıldan daha az kalmış hastalarda önemli bir klinik karar aracına dönüşür. Menopoza yakın, belirti vermeyen veya hafif belirti veren miyomlarda cerrahiyi erteleyip menopozun doğal etkisini beklemek, seçilmiş vakalarda makul ve bilimsel bir yaklaşımdır.
Dikkat: Menopoz sonrasında büyümekte olan bir miyom, östrojenin doğal olarak azaldığı dönemde büyümeye devam ettiği için sarkom şüphesini gündeme getirir. Bu tablo “bekle-gör” yaklaşımına değil, acil uzman değerlendirmesine işaret eder.
Cerrahi her zaman tek seçenek değildir. Aşağıdaki yöntemler, doğru hasta profilinde etkili ve güvenli alternatifler sunar.
Belirti Yok
Geçici Etki
En Etkili Ameliyatsız Yöntem
Seçilmiş Vakalar
| Yöntem | Kesi / Anestezi | Kalıcı Küçülme | Gebelik Uyumlu | En Uygun Hasta |
|---|---|---|---|---|
| İzlem | Yok | Hayır | Evet | Belirti yok, menopoza yakın |
| GnRH analogları | Yok | Hayır (geçici) | Hayır (geçici) | Ameliyat öncesi hazırlık |
| Miyom Embolizasyonu | Lokal | Evet | Tartışmalı | Çoklu miyom, ameliyat istemeyenler |
| RF Ablasyon | Minimal | Evet | Sınırlı veri | Tekil, küçük miyom |
| MR-HIFU | Yok | Evet | Sınırlı veri | 5 cm altı, ulaşılabilir miyom |
| Laparoskopik Cerrahi | Genel + küçük kesi | Evet | Evet (5-6 ay sonra) | Gebelik planı, kavi basan miyom |
Jinekolojik Onkoloji Perspektifi: Ameliyatsız yöntemler, miyomun patolojik incelenmesine (doku biyopsisi) olanak tanımaz. Bu nedenle sarkom ihtimalinin elimine edilemediği durumlarda —hızlı büyüme, menopozda büyüme, şüpheli MR bulguları— embolizasyon veya ablasyon yerine cerrahi tercih edilir. Doğru yöntem seçimi bu ayrımı gözetmek zorundadır.
İzlem, embolizasyon veya cerrahi — doğru yol miyomun özelliklerine ve sizin yaşam hedeflerinize bağlıdır. Prof. Dr. Polat Dursun ile Ankara Söğütözü kliniğimizde bireysel değerlendirme için randevunuzu alın.

Miyom hastalarında “ameliyat lazım mı?” sorusunu, her hastanın miyomunu, hormonal profilini ve kişisel hedeflerini değerlendirerek yanıtlıyoruz. Menopoza 2-3 yıldan az kalmış, belirti vermeyen miyomlarda izlem seçenek olarak gündemdedir. Embolizasyonu şikayet yaratan, çoklu miyomlu ve cerrahi riski yüksek hastalara — ya da cerrahiyi kesinlikle reddeden olgulara — öneririz. Bununla birlikte, her “ameliyatsız tedavi” söylemi bizi tatmin etmez; embolizasyon ve ablasyon miyomu doku incelemesine göndermez. Bu nedenle hızlı büyüme veya şüpheli görünüm varsa cerrahi vazgeçilmezdir. Jinekolojik onkoloji perspektifi bu ince ayrımı sağlar.
Üreme çağında miyomlar kendiliğinden geçmez. Menopozla birlikte östrojen düşüşüne bağlı olarak yüzde 50-60 oranında küçülme gözlenebilir; bu nedenle menopoza yakın dönemdeki kadınlarda izlem bir seçenek olabilir. Belirti vermeyen küçük miyomlar da yıllarca beklenebilir; ancak bu süreçte düzenli ultrason takibi zorunludur.
Evet, seçilmiş vakalarda embolizasyon cerrahiye güçlü bir alternatiftir. Özellikle çoklu miyomu olan, ameliyat riski yüksek veya cerrahiyi reddeden hastalarda tercih edilir. Hastaların yaklaşık yüzde 80-90’ında şikayetler belirgin biçimde azalır. Ancak patolojik inceleme yapılamadığından, sarkom şüphesi olan vakalarda cerrahi tercih edilir.
İlaçlar miyomları tamamen yok etmez. GnRH analogları geçici olarak miyomları küçültebilir; ancak ilaç kesilince miyomlar yeniden büyür. Doğum kontrol hapları ve progestinler kanama kontrolü sağlar; miyom boyutunu değiştirmez. İlaç tedavisi genellikle ameliyat öncesi hazırlık veya menopoz köprüsü olarak kullanılır.
Embolizasyon sonrası gebelikle ilgili uzun dönem veriler henüz yeterince güçlü değildir. Bazı çalışmalar gebeliğin mümkün olduğunu gösterse de kılavuzlar hamile kalmayı planlayan kadınlara embolizasyon yerine miyomektomiyi (cerrahi) önermektedir. Gebelik planınız varsa bu tercih mutlaka uzmanla görüşülmelidir.
Menopozla birlikte çoğu miyom küçülür; şikayetler hafifler veya tamamen kaybolur. Ancak tüm miyomlar yok olmaz; küçük sertlikler kalabilir. Menopozda büyümeye devam eden miyomlar ise sarkom şüphesi nedeniyle acilen uzman değerlendirmesi gerektirir.
MR eşliğinde yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason, kesi ve anestezi gerektirmeksizin miyom dokusunu ısıtarak tahrip eder. Etkinliği 5 cm altındaki, tekil, rahim iç tabakasından uzak miyomlarda daha iyi sonuç verir. Her merkezde mevcut değildir ve maliyeti yüksektir. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulanmaktadır.
İzlem, embolizasyon ya da laparoskopik cerrahi — hangi yolun size uygun olduğuna jinekolojik onkoloji perspektifiyle karar verilir. Ankara Söğütözü’ndeki kliniğimizde Prof. Dr. Polat Dursun ile görüşmek için iletişime geçin.
Bu sayfa yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için mutlaka uzman hekiminize başvurunuz. İçerik kanıta dayalı tıp ilkeleri çerçevesinde hazırlanmış olup T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü rehberleri referans alınmıştır.