HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu hiçbir belirti vermeden (asemptomatik) ilerler; bu nedenle spesifik bir HPV testi yapılmadan virüsün varlığını anlamak mümkün değildir. Bazı olgularda ise genital bölgede kaşıntı ve kondilom (siğil) oluşumu görülebilir. Her genital kaşıntı HPV anlamına gelmez; ancak bu şikayetlerin uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.
HPV, deri ve mukoza hücrelerine yerleşen bir virüstür. Enfeksiyon genellikle latent (uyku) evresinde seyreder; bu dönemde virüs bazal hücrelerde bulunur, çoğalmaz ve bağışıklık sistemini tetikleyecek kadar yüksek miktara ulaşmaz. Dolayısıyla vücut herhangi bir uyarı sinyali üretmez.
HPV her zaman sessiz kalmaz. Virüsün tipine ve kişinin bağışıklık durumuna göre farklı belirtiler ortaya çıkabilir:
En sık görülen tablo budur. Kişi HPV taşıdığından habersizdir; yalnızca HPV DNA testi veya smear ile saptanabilir.
Bazı olgularda dış genital bölgede, vajinal girişte veya anüs çevresinde hafif ile orta şiddette kaşıntı hissedilebilir. Her genital kaşıntı HPV değildir; ancak muayene ile dışlanmalıdır.
Düşük riskli HPV tiplerinin (6 ve 11) yol açtığı karnabahar görünümlü, renk değişikliği gösteren siğil yapılarıdır. Genital bölgede, perinede veya anüs çevresinde ortaya çıkabilir.
Yüksek riskli HPV tiplerinin rahim ağzında oluşturduğu hücresel değişiklikler (CIN) smear ile tespit edilebilir. Bu durum herhangi bir belirti vermez; yalnızca düzenli tarama ile fark edilir.
Genital bölgede kaşıntı, birçok farklı nedene bağlı olabilir. HPV bunların yalnızca biridir. Aşağıdaki durumlar da benzer belirtiler yaratabilir ve ayırt edilmesi için muayene şarttır:
HPV'nin belirti vermeden ilerlediği durumlarda tanı yalnızca tarama testleriyle konulabilir. Prof. Dr. Polat Dursun'un önerdiği yaklaşım şöyledir:
Prof. Dr. Polat Dursun, HPV enfeksiyonlarının sessiz seyrini, genital kaşıntı ile kondilom ilişkisini ve taramanın neden hayati önem taşıdığını bu videoda anlatıyor.
HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu hiçbir belirti vermez. Bazı olgularda genital bölgede kaşıntı ve kondilom (siğil) görülebilir. Yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzında sessizce CIN oluşturabilir; bu da yalnızca smear ve HPV testiyle fark edilebilir.
Olabilir; ancak her genital kaşıntı HPV anlamına gelmez. Mantar enfeksiyonu, bakteriyel vajinoz, herpes ve kontakt dermatit gibi durumlar da benzer kaşıntıya yol açar. Kesin ayırt edim için jinekolog muayenesi ve gerekirse HPV testi yaptırılmalıdır.
Evet. HPV'nin en önemli özelliği belirtisiz ilerlemesidir. Kişi enfeksiyondan habersiz olabilir ve farkında olmadan partnerine bulaştırabilir. Bu nedenle cinsel aktif bireylerin düzenli smear ve HPV taraması yaptırması kritik önem taşır.
Genel öneri; 30 yaş ve üzeri kadınlarda her 5 yılda bir smear ve HPV testi birlikte yaptırılmasıdır. 21-29 yaş grubunda yalnızca smear önerilir. Yüksek riskli HPV pozitifliğinde ya da anormal smear durumunda takip sıklığı arttırılır. Kişiye özel plan uzman jinekolog tarafından belirlenir.
Büyük ve yaygın kondilomlar gözle fark edilebilir; ancak küçük ve düz lezyonlar gözden kaçabilir. Jinekolojik muayenede asetowhite testi uygulanarak görünmeyen lezyonlar belirginleştirilebilir. Şüpheli yapılar biyopsiyle doğrulanır.
Erkekler için onaylanmış standart bir HPV DNA testi bulunmamaktadır. Erkeklerde kondilom varlığında üroloji uzmanı tarafından klinik değerlendirme yapılır. Partnerinde HPV saptanan erkeklerin de muayene olması önerilir.
Bu içerik; Türkiye'deki HPV sıklığı, sitoloji anormallikleri ve servikal kanser taraması konularında uluslararası literatüre geçmiş çalışmaların sahibi olan Prof. Dr. Polat Dursun tarafından hazırlanmıştır. Ankara'da binlerce HPV hastasının tanı ve takip sürecini yöneten Prof. Dr. Dursun, asemptomatik HPV yönetimi konusunda ülkemizin en deneyimli uzmanları arasındadır.
Belirti olsun ya da olmasın, düzenli HPV taraması rahim ağzı kanserini önlemenin en güçlü yoludur.