Jinekolojik Kanserlerde Üremenin Korunması

Jinekolojik Kanserlerde Üremenin Korunması

Jinekolojik Kanserlerde Üremenin Korunması

Gelişmiş ülkelerdeki kadınların toplum yaşamındaki rollerinin artmasıyla evlenme ve çocuk doğurma yaşlarıde 3 ve 4.dekadlara doğru ilerlemiştir. ABD’de 1990-2002 arasında 35-39 yaşlarındaki kadınların doğurganlığı %31 40-45 yaşları arasındaki kadınların doğurganlığı ise %51 artmıştır. Ayrıca, 2002 yılında 1990 ile kıyaslandığında, 25-29 yaşları arasındaki ilk doğum oranları da %28 ,40-45 yaş grubundaki ilk doğum oranı da %44 artmıştır. Yani kadınlar artık 30’lu yaşların sonunda 40 ‘lı yaşların başında daha çok doğurmaya başlamıştır. Yaşla birlikte birçok jinekolojik kanser arttığı için bazı genital sistem kanserlerinin çocuk sahibi olmadan gelişmesi daha sık görülmeye başlanmış ve jinekolojik malignansi gelişen kadınlarda fertilitenin korunması günümüzde çok popüler bir araştırma konusu haline gelmiştir

Over kanseri, serviks kanseri ve endomerium kanserinde cerrahi ve medikal olarak fertilitenin korunması (rahim korunması ) Ankara Başkent hastanesinde başarı ile yapılmaktadır.

Jinekolojik Kanserlerde Fertilite Koruyucu Cerrahi Yaklaşımlar

(Jinekolojik Kanserlerde Üreme Fonksiyonlarının Korunması)

Giriş

Cerrahi onkolojinin temel prensibi hastalarda cerrahi sonrası hiç tümör bırakmamak ve geniş bir cerrahi sınırları negatif cerrahi sınır elde etmek ve hastada kür sağlamaktır. Hastayı tümörsüz olarak bırakmak içinde tümörlü doku yanında çevredeki sağlam dokuları ve tümörün yayılması ihtimali olan lenf nodu gibi dokuları da çıkartmak gerekmektedir. Cerrahi onkolojinin bu temel prensibi 1890 yılında Halstead tarafından meme kanserinde tanımlanmıştır ve John Hopkins üniversitesinde Halstead’ın arkadaşı J.D.Clark tarafından meme kanserinde popüler hale getirilmiştir.

Tümörün geniş olarak eksize edilmesi ve yayılma ihtimali olan dokularında çıkartılması prensibine göre opere edilen kanser hastalarının daha uzun yaşadığı görüldükten sonra bu prensip diğer kanserlere ve jinekolojik kanserlere de uygulanmıştır. Cerrahi sınırların en önemli olduğu iki jinekolojik kanser serviks kanseri ve vulva kanseridir. Bu jinekolojik kanserlerin operasyonlarında cerrahi sınırın mümkün olduğunca tümörden uzak olması tercih edilir be nedenle de serviks kanserinde parametrial dokular ve vajen, vulva kanserinde de tümör etrafındaki normal olan dokularda bir miktar çıkartılır (1,2).

Bununla birlikte tümörün geniş olarak eksize edilmesi sırasında hastalıklı dokular yanında normal fonksiyon gören dokularında çıkartılması hastalarda yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Seksüel fonksiyonlar ve kozmetik görünüm bozulmakta ve üreme fonksiyonları da kaybedilmektedir. Son yıllarda cerrahi onkolojinin bu Halstedian yaklaşımında yaşam kalitesini düzeltmek ve fertiliteyi ve organ fonksiyonlarını koruyabilmek için bazı radikal değişiklikler önerilmiş ve bunlardan bazıları da çok olumlu sonuçlar vermiş ve kabul görmüştür. Örneğin, ekstremite melanomlarında ektremite koruyucu cerrahiler, meme kanserinde meme koruyucu yaklaşımlar ve tüm lenf nodlarının çıkartılması yerine sentinel lenf nodu uygulamaları oldukça başarılı sonuçlar vermiştir.

Jinekolojik kanserlerde en önemli değişikliklerden birisi vulva kanserinde oldukça morbid ve kozmetik sonuçlarıda çok kötü olanButterflyinsizyonu yerine üçlü insizyonun aynı sonucu verdiği ve tek taraflı tümörlerde ise tek taraflı geniş lokal eksizyon ve tek taraflı lenfadenektomi ile benzer sonuçların verildiği görülmüştür. Diğer tarafdan erken evre serviks kanserinde ise sadece serviks ve parametrium ile sentinel lenf nodu eksizyonunun radikal histerektomi ile aynı onkolojik sonuçları verdiği ve bu şekilde tedavi edilen hastaların gebe kalabildiği görülmüştür. Benzer şekilde erken evre over ve endometrium kanserlerinde de fertilite koruyucu yaklaşımların uygulanabildiği çeşitli vaka serileri ve olgu sunumları şeklinde bildirilmektedir.

Gelişmiş ülkelerdeki kadınların toplum yaşamındaki rollerinin artmasıyla evlenme ve çocuk doğurma yaşlarıde 3 ve 4.dekadlara doğru ilerlemiştir. ABD’de 1990-2002 arasında 35-39 yaşlarındaki kadınların doğurganlığı %31 40-45 yaşları arasındaki kadınların doğurganlığı ise %51 artmıştır. Ayrıca, 2002 yılında 1990 ile kıyaslandığında, 25-29 yaşları arasındaki ilk doğum oranları da %28 ,40-45 yaş grubundaki ilk doğum oranı da %44 artmıştır. Yani kadınlar artık 30’lu yaşların sonunda 40 ‘lı yaşların başında daha çok doğurmaya başlamıştır. Yaşla birlikte birçok jinekolojik kanser arttığı için bazı genital sistem kanserlerinin çocuk sahibi olmadan gelişmesi daha sık görülmeye başlanmış ve jinekolojik malignansi gelişen kadınlarda fertilitenin korunması günümüzde çok popüler bir araştırma konusu haline gelmiştir (2,3,4).

ABD’de serviks kanserinin %43’ünün 45 yaşın altında tespit edileceği hesaplanmıştır. Erken evre serviks kanserinin standart tedavisi radikal histerektomi ve pelvik lenfadenektomi veya radyoterapidir. Her iki tedavi yaklaşımı da kadında üreme potansiyelini geri dönüşümsüz olarak yok eder. Over kanserlerinin ise %18’i 45 yaş altında görülür. Bununda standart tedavisi histerektomi ve bilateral salpingooferektomidir. Endometrium kanseri gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanser olmasına rağmen sadece %8 ‘i üreme çağındaki kadınlarda görülür ve bununda stadart tedavisi histerektomi ve ooferektomiyi gerektirmektedir (Şekil 1) (5)

Bu derlemede jinekolojik kanserlerde fertilite koruyucu yaklaşımlar ve sonuçları literatür ışığında tartışılacaktır.

Serviks Kanseri

Erken evre serviks kanserinin tedavisinde uygulanan Wertheim-Meigs operasyonunun temelleri yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır ve küçük modifikasyonlarla günümüzde halen önemini sürdürmektedir. Erken evre serviks kanserinde fertilite koruyucu cerrahinin sonüçları ilk olarak 1994 yılında Dr.Daniel Dargent tarafından yayınlanmıştır. Dargent bu ameliyata radikal vajinal trakelektomi adını vermiştir ve bu ameliyat iki ana safhadan oluşmaktadır.

1.Laparoskopik lenfadenektomi

2.Vajinal trakelektomi

Dargent kısa bir süre önce metastatik kanser nedeniyle vefat etmiştir ve onun anısına RVT ameliyatının Dargent ameliyatı olarak adlandırılması önerilmiştir (6). Dargent ameliyatında ilk olarak lenf nodları laparoskopik olarak çıkartılarak frozen’a gönderilir ve frozen negatif ise vajinal faza geçilerek serviks ve çevresindeki parametrium çıkartılarak frozen’a gönderilir. Eğer cerrahi sınırlar negatif ise kalan uterin korpus vajene dikilir ve ameliyat bitirilir. Cerrahi sınırlar pozitif veya endoservikal kanal pozitif ise histerektomi tamamlanır veya hasta kemoradyoterapiye gönderilir. Dargent ameliyatı uygulamak için gerekli kriterler Tablo 2 ‘de özetlenmiştir

RVT ameliyatı şu anda dünyada yaklaşık 10 merkezde uygulanmış ve seriler yayınlanmıştır. Dargent ameliyatının onkolojik ve gebelik sonuçları bu araştırmalarda çok ümit vaat edici olarak bulunmuştur. Literatürün bu konudaki en büyük derleme makalesi ise bizim grubumuz tarafından European Journal of Surgical Oncology’de yayınlanmıştır. Bu makalede dünyadaki 7 merkezden yayınlananan en büyük RVT serileri analiz edilmiştir. Sonuç olarak toplam 520 vakanın analizinde rekürrens oranı %4.2, ölüm oranı da %2.8 olarak hesaplanmıştır.Büyük RVT serilerinin onkolojik sonuçları Tablo 3’de özetlenmiştir (6,11).

Gebelik sonuçları açısından bakıldığında RVT ameliyatı olacak hastaları bazı riskler beklemektedir. Bu hastalarda azalmış servikal mukus ve servikal stenoz nedeniyle konsepsiyon daha güç olabilmektedir. Bu hastaların %20-25’inde infertilite görülebileceği rapor edilmektedir. Diğer bir problem ise bu hastalarda serviks normalden kısa olduğu için 2.trimester kayıpları ve preterm doğum riski daha fazla artmıştır. Aynı zamanda servikal mukus plağının olmaması ve iatrojenik olarak oluşan servikal yetmezlik nedeniyle asendan enfeksiyon oluşabilir (6).

Boss ve ark. RVT’nin gebelik sonuçlarını incelediği bir derleme makalesi yayınlamışlardır. Bu makalede 355 RVT hastasından 162 gebelik olduğunu hesaplamışlar ve gebelik isteyen kadınlarda %70gebelik oluştuğunu ve bu gebeliklerin %21’inin birinci %8’ininde 2. trimesterda sonlandığı da bildirilmiştir.Genel preterm doğum oranı ise %20 olarak hesaplanmıştır. RVT’nin gebelik sonuçları Tablo 4’de özetlenmiştir (7). Değişik çalışmalardaki yüksek ikinci trimester kayıpları nedeniyle bazı yazarlar servikal serklaj konulmasını bazıları ise Saling prosedürü (total servikal oklüzyon) olarak adlandırılan servikal yetmezliğe yönelik bir ameliyatında eklenmesini önermişlerdir.

RVT tanımlandıktan bir süre sonra bu ameliyatın değişik varyasyonları tanımlanmıştır. Laparoskopi ve vajinal cerrahide yeterli deneyimi olmayan jinekolog onkologlar icin Radikal abdominal trakelektomi diğer taraftan laparoskopide deneyimi olanlar içinse total laparoskopik RVT de önerilmiştir. Fakat bu son iki yöntemle olan deneyim daha kısıtlıdır. Sonuç olarak Dargent ameliyatı erken evre serviks kanserinde fertilite koruyucu bir cerrahi seçenek olarak fertilitesini korumak isteyen hastalara sunulabilir. Bu ameliyatın rekürrens ve ölüm oranları Wertheim-Meigs ameliyatı ile benzerdir fakat kesin sonuçlar için daha çok vaka içeren ve daha uzun takip edilmiş hasta serilerine ihtiyaç vardır.

Over Kanseri

ABD’de 45 yaşın altında over kanserlerinin sadece %18’i görülür. Bu genç yaş grubunda görülen over kanserlerinin büyük bir kısmı borderline ve germ hücreli over kanserleri az bir oranda da epitelyal over kanserleridir. Epitelyal over kanserlerinin %8’inin 35 yaşın altında görüldüğü bilinmektedir.

Diğer tarafdan over kanserlerinin %25’i evre 1’dir ve bunların önemli bır kısmıda tek overe sınırlıdır (2,3).

Over kanserinin klasik tedavisi histerektomi ve bilateral ooferektomiyi içermesine rağmen fertilite beklentisi olan kadınlarda evre 1A ve IB de grade 1-2’de daha konservatif cerrahi girişimler uygulanabilir. Gerçekten tek overe sınırlı hastalarda prognozun çok iyi olduğu bildirilmektedir. Bazı yazarlar ise sadece overe sınırlı görünen hastalıklar iyi evrelenirse %30 upstage olabileceğini ve bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini ileri sürmektedir.

Eğer her iki overde de tutulum varsa uterusun korunarak oosit bağışı yoluyla gebe kalınabileceğini ileri süren yazarlarda vardır. Erken evre over kanserlerinde kistektomi, salpingooferektomi, tek taraflı salpingooferektomi ve histerektomi veya uterus korunarak bilateral salpingoooferektomi fertilite koruyucu yaklaşımlar olarak kabul edilmektedir. Over tümörlerinde fertilite koruyucu cerrahi yapabilmek için gerekli kriterlerTablo 5’deözetlenmiştir (8).

Over kanserlerinde konservatif cerrahilerin riski karşı overde mikroskobik tümör olma olasılığıdır. Bu risk %5-7 oranındadır. Zanetta’nın serisinde karşı overde rekürrens oranı %3.6 olarak bildirilmiştir (9). Ic over kanserlerinde ve agresif histolojik tiplerde fertilite koruyucu cerrahilerin yapılması tartışmalı bir konudur. Bununla birlikte konservatif cerrahi ile birlikte kemoterapi uygulayarak başarılı olunabileceğini bildiren çeşitli anekdotal yayınlar mevcuttur.

Evre I over kanserlerinde fertilite koruyucu cerrahilerden sonra hastaların önemli bir kısmının gebe kalabildiği bildirilmektedir.

Bu konuyu MDAnderson kanser merkezinden Dr.Gershenson derlemiştir ve değişik serilerde gebelik oranları %50 ila %100 arasında değişmektedir(Tablo 6). Bu nedenle fertilite arzusu olan genç kadınlarda invaziv epitelyal over kanseri olsa bile iyi bir evreleme cerrahisi sonrasında erken evre olduğı tespit edilirse fertilite koruyucu yaklaşımlar önerilebilir(8). Over kanserlerinin %10’u herediterdir. Bu tür risk faktörü olan kişilerde fertilite koruyucu yaklaşımlar dikkatli yapılmalı ve bu tür hastalarda BRCA1 ve 2 mutasyonu olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Borderline over tümörleri genel olarak genç hasta grubunda ve evre 1 de tespit edilmektedir. Bin hastalık bir serinin analizinde rekürrens oranı evre 1 için %2.1 olarak tespit edilmiştir ve bu hastaların hastalıklarından çok tedavi komplikasyonlarından öldüğü bildirilmektedir. Bu nedenlerle borderline over tümörlerinin yönetiminde invaziv olan over kanserlerinin aksine mümkün olduğunca konservatif kalınması önerilmektedir. Bu hastalarda evreleme cerrahisi yapılması tartışmalıdır çünkü up-stage oranı oldukça az görülmektedir ve kemoterapi de nadiren verilmektedir.

Konservatif yaklaşım olarak ooferektomi ve kistektomi arasında onkolojik sonuçlar açısından fark olmamakla birlikte rekürrens açısından anlamlı fark olduğu ileri sürülmektedir. Bununla birlikte bazı araştırmaklarda ise kistektomi ve ooferektominin borderline over tümörlerinde benzer rekürrens oranlarına (%12-15) sahip olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle de Borderline over tümörlerinde eğer fertilite beklentisi yoksa ooferektomi varsa kistektomi over rezervinin korunması açısından daha uygun görülmektedir (2). Sonuç olarak mevcut veriler borderline over tümörlerinde fertilite korunması ile onkolojik sonuçların değişmediğini göstermekte ve uygun hastalarda mutlaka konservatif cerrahi girişimler önerilmektedir.

Germ hücreli over kanserleri genel olarak 2-3 dekadlarda görülür ve bunlar genellikle tek overe sınırlı olarak tespit edilirler ve uzak metastazları nadir görülür. Cerrahide uterus ve normal görünen karşı over korunmalı ve adjuvant olarak kemoterapi kullanılmalıdır. Zanetta ve ark. germ hücreli over kanserlerinde fertilite koruyucu yaklaşımın yapıldığı en büyük seriyi bildirmiştir. Bu seride 169 hastanın 138’de karşı over ve uterus korunmuştur. Konservatif olarak tedavi edilenlerle agresif olarak tedavi edilenlerin genel yaşam süreleri benzer bulunmuştur.Gebe kalmak isteyen hastaların %88’i gebe kalmıştır (9).

Sonuç olarak erken evre over kanserlerinde hasta isteği varsa risk ve diğer olasılıklar anlatılarak fertilite koruyucu yaklaşımlar yapılabilir.

Endometrium Kanseri

Endometrium kanseri en sık görülen jinekolojik kanserdir ve %25’i premenopozal kadınlarda %5’i 40 yaşın altındaki kadınlarda görülür. Genç kadınlarda endometrium kanseri genellikle hiperöstrojenizm, anovülasyon veya obesiteye sekonder gelişir. Hastaların %80’den fazlası evre I’de tespit edilir. Klasik tedavi histerektomi ve bilateral ooferektomiyi de icermektedir ki bu genç ve fertilite beklentisi olan bir kadında kabul edilemez bir yaklaşımdır.

Konservatif yaklaşım ise sadece tümörü sınırlı ve seçilmiş bazı hastalar için uygun bir yaklaşımdır.

Endometrium kanserinde tümör grade’i, lenfovasküler stromal invazyon, ve tümör histolojisi prognozla yakından ilişkili parametrelerdir. Konservatif cerrahi yapmadan önce bu parametrelerin iyi değerlendirilmesi gereklidir. Endometriuma sınırlı, grade 1 ve lenfovasküler stromal invazyonu olmayan endometrium kanserleri, fertilite koruyucu yaklaşım için uygun bir hasta grubudur. Bu hasta grubunu iyi seçebilmek için operasyondan önce ayrıntılı bir hikaye alınmalı, D&C yapılmalı ve tercihan MRI ile tümörün derinliği iyi değerlendirilmelidir.

Histerektomi yapılacak hastalar için sadece endometrial biopsi yeterli olabilir fakat fertilite koruyucu cerrahi yapılacak hastalarda mutlaka D&C yapılmalıdır. Biopsi ile karşılaştırıldığında D&C yapılan hastalarda daha az oranda histerektomi spesmenlerinde uyumsuzluk vardır.Ayrıca, D&C yapılan hastaların %11’de residü tümör saptanmayabilir.D&C ile histoloji, grade ve lenfovasküler stromal invazyon daha iyi değerlendirilir.Tümörün invazyon derinliği ise görüntüleme bunlar içindede MRI ile değerlendirilir. Myometrial invazyon derinliği TVUSG,CT veya MRI ile değerlendirilebilir fakat en iyi sonuçların kontrastlı MRI ile alındığı bildirilmiştir (2,3,4).

Endometrium kanserininin progestasyonel ilaçlar kullanılarak yönetimi ile ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır. Ramirez tarafından yapılan bir derlemede değişik progestasyonel ilaçların kullanıldığı bildirilmekle birlikte en sık kullanılan progesteron, Medreksiprogesteron asetatdır. Bu derlemede 1961 ile 2003 arasında 81 hastanın progesteron ile tedavi edildiği ve bunların %76’sının ilk tedaviye yanıt verdiği ve bunlarında %76’sının rekürrens göstermediği tespit edilmiştir. Hastaların %24’ü hormon tedavisine yanıt vermemiştir. Bu hastaların 20’de gebelik rapor edilmiştir fakat net oranlar bilinmemektedir (10).

Endometrium kanserinde fertilite koruyucu yaklaşım düşük grade’li lenfovasküler invazyonu ve myometrial invazyonu olmayan genç kadınlara önerilebilir. Bununla ilgili önerilen yaklaşımŞekil 2de özetlenmiştir.

Sonuç

Jinekolojik kanserlerde fertilite koruyucu yaklaşımlar erken evrelerde belirli kriterler sağlanıyorsa fertilite beklentisi olan kadınlara önerilebilir. Hastalara her türlü olasılığın anlatılması ve onların aydınlatılmış onamlarının alınması gereklidir. Fertilite koruyucu yaklaşımların güvenilirliği hakkında daha fazla vaka serileri ve daha uzun takip süresi olan çalışmalara ihtiyaç vardır.

Kaynaklar

1 Shepherd JH.Uterus-conserving surgery for invasive cervical cancer.Best Practice & Research Clinical Obstetrics & Gynaecology.Volume 19, Issue 4, August 2005, Pages 577-590

2.Plante M.Fertility preservation in the management of gynecologic cancers.Curr Opin Oncol 2000, 12:497–507

3.Seli E, Tangir J. Fertility preservation options for female patients with malignancies. Curr Opin Obstet Gynecol 17:299–308. 2005

4.Leitao MM, Chi DS.Fertility-Sparing Options for Patients with Gynecologic Malignancies.The Oncologist2005;10:613–622

5. Marhhom E,Cohen I .Fertility Preservation Options for Women With Malignancies.Obstet Gynecol Surv. 2007 Jan;62(1):58-72.

6.Dursun P, LeBlanc E, Nogueira MC.Radical vaginal trachelectomy (Dargent’s operation): a critical review of the literature. Eur J Surg Oncol. 2007 Oct;33(8):933-41. Epub 2007 Jan 5.

7.Boss EA, Van Gold RJT, Beerendonk CCM, Massuger LFAG. Pregnancy after radical trachelectomy: a real option? Gynecol Oncol 2005 Dec;99(3) (Suppl. 1):S152–6.

8.Gershenson DM.Fertility-Sparing Surgery for Malignancies in Women.Journal of the National Cancer Institute Monographs, No. 34, 2005

9. Zanetta G, Bonazzi C, Cantu M et al. Survival and reproductive function after treatment of malignant germ cell ovarian tumors. J Clin Oncol 2001;19:1015–1020

10. Ramirez PT, Frumovitz M, Bodurka DC et al. Hormonal therapy for the management of grade 1 endometrial adenocarcinoma: a literature review. Gynecol Oncol 2004;95:133–138.

11.Dursun P, Ayhan A, Kuscu E. New Surgical Approaches for the Management of Cervical Carcinoma. Eur J Surg Oncol. 2008 May;34(5):487-96. Epub 2007 Sep 4

Tablo 1 : ABD’de 1997-2001 arasındaki SEER datasında yaşa göre jinekolojik kanser sıklığı

Yaş (yıl) Uterine Corpus Over Ca Serviks Ca
<20 0 0.7-1.4 0
20-24 0 1.6 1.5
25-29 1.2 1.9 6.6
30-34 2.9 2.9 11.3
35-39 6.4 5.4 12.7
40-44 12.9 9.2 14.6
45-49 24.0 16.6 14.9

Mario M. Leitao, Jr,a Dennis S. Chi.Fertility-Sparing Options for Patients with Gynecologic Malignancies.The Oncologist2005;10:613–622

Tablo 2 :Serviks kanserinde RVT için preoperatif gerekli kriterler

-Hastanın güçlü fertilite isteği

-Yaş<40

-Evre Ia 1 LVSI(+), Ia2,Ib1

-Tümör çapı

-Endoservikal kanal tutulumu sınırlı olmalı (MRI,Kolposkopide)

-Pelvik lenf nodu ve/veya diğer uzak metastazlar olmamalı

-Kötü histolojik tipler (örn.nöroendokrin ) olmamalı

Tablo 3: RVT çalışmalarının onkolojik sonuçları

Authors Dargent Plante Covens Burnett Schlearth Hertel Shepperd Total
Age 32 31 30 30 31 32 31 31
Takip(ay) 76 60 30 31 47 45 48
Histology
SCC 80% 58% 48% 53% 40% 69% 68% 60%
AdenoCa 20% 42% 52% 47% 60% 31% 27% 40%
LVSI (+) 24% 20% 36% 11% 10% 35% 32% 34%
Size
<2cm 78% 89% 91% 100% 80% * 88%
>2cm 22% 11% 9% 0 20% * 12%
Op.süresi(dk) 163 250 180 220 253 213
Rekürrens 4.2% 2.8% 7.3% 0 0 4% 2.7% 4.2%
Ölüm 3.1% 1.4% 4.2% 0 0 2% 3.3% 2.8%

Plante ve ark. ile ve Dursun ve ark.’dan modifiye edilmiştir.

Tablo 4: RVT’nin Gebelik sonuçları

Yazar Schlearth Burnett Shepherd Dargent/Mathevet Bernardini Roy/Plante Total
1. trimester kayıp (%) 0 0 29 16 14 16 13
2. trimester kayıp (%) 50 33 7 14 5 4 19
3.7hft>doğum 50 50 22 85 67 78 59

Dursun ve ark.’dan modifiye edilmiştir

Tablo 5: Over Tümörlerinde FKC Genel Yaklaşımda Yapılması Gerekenler

-Yeterli cerrahi evreleme

-Etkilenen tüp ve overin çıkartılması

-Uterus ve karşı overin korunması

-Normal görünen overin ve endometriumun iyi değerlendirilmesi

-Evre 1a G1-2

-Evre 1b G1-2

-Evre 1c ve diğer evrelerde fertilite korumak tartışmalı(Kemoterapi vererek korunabilir)

Tablo 6: Epitelyal over Kanserlerinde Fertilite Koruyucu Cerrahi Sonuçları

Yazar Hasta sayısı Evre Gebelik sayısı Rekürrens sayısı
Colombo 1994 56 IA-IC 25 de 17 3
Zanetta 1997 56 IA-IC 27 de 20 5
Raspagliesi 1997 10 IA-III 3 de 3 0
Brown 1998 16 IA-IC 8’de 5 2
Morice 2001 25 IA-II 4’de 4 7
Schilder 2002 52 IA-IC 31’de 16 5

David M. GershensonFertility-Sparing Surgery for Malignancies in Women.Journal of the National Cancer Institute Monographs, No. 34, 2005

Tablo 7: Germ Hücreli Over Kanserlerinde Fertilite Koruyucu Cerrahi Sonuçları

Yazar Hasta sayısı Normal adet gören hasta oranı Gebelik sayısı
Gershenson 1988 40 68 % 22’de 11
Brever 1999 16 93% 5’de 3
Low 2000 74 92% 14’de 19
Zanetta 2001 138 99% 41’de 16
Tangir 2003 64 69% 47’de 29
Gershenson 2002 133 77% 37’de 35

David M. GershensonFertility-Sparing Surgery for Malignancies in Women.Journal of the National Cancer Institute Monographs, No. 34, 2005