İleri Evre Over Kanserinde Tedavi

İleri Evre Over Kanserinde Tedavi

İleri Evre Over Kanserinde Tedavi

Over kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında 6.sırada yer almaktadır (%4,4). Jinekolojik kanserlere bağlı ölüm nedenleri arasında, over kanseri ilk sırada yer alır. Dünya çapında yılda yaklaşık 106,000 kadın over kanseri nedeniyle kaybedilmektedir. Cerrahi ve kemoterapide kaydedilen ilerlemelere rağmen halen bu hastalıkta beklenen 5 yıllık genel sağ kalım oranı %41 düzeylerinde kalmaktadır. Bu yüksek orandaki mortalitenin nedeni, over kanseri tanısında etkin bir tarama yönteminin olmaması ve hastaların %75’inin tanı anında ileri evrede bulunmasıdır . Over kanserinde karın içinde asit birikmesi hastaları çok büyük bir kısmında görülmektedir.

Over kanseri histolojik tiplerinin en büyük kısmını epitelyal tip tümörler oluşturmaktadır . Epitelyal olmayan histolojik tipler arasında germ hücreli, seks kord-stromal ve metastatik tümörler yer alır.

Günümüzde, ileri evre over kanserlerinin tedavisinde, cerrahi girişimler ve kemoterapi rejimleri kullanılmaktadır. Özellikle son yıllarda tanı yöntemleri ve anestezi metodlarında meydana gelen gelişmeler, daha optimal bir cerrahi yaklaşımı olanaklı kılmıştır.

Uygulanacak cerrahi girişim ile, hastalığın kesin histolojik tanısının konulması, aynı seansta gerekli tedavinin yapılması, tümör yaygınlığının ve tüm bu bilgiler ışığında bundan sonraki tedavi aşamalarının belirlenmesi ve prognoz hakkında bir fikre sahip olunması amaçlanmaktadır. Diğer metastatik solid tümörlerden farklı olarak, over kanserlerinin cerrahi sitoredüksiyonu ile, sağ kalımda önemli faydalar sağlanabilmektedır.

Özellikle jinekolojik onkoloji eğitimi almış cerrahlar tarafından uygulandığında, hastanın cerrahi tedaviden göreceği fayda en üst düzeyde olmaktadır. Bugün için ileri evre epitelyal over kanserlerinin tedavisinde cerrahi sitoredüksiyon ve takiben adjuvan platin içerikli kemoterapi rejimleri yer almaktadır . Tedavi planlanırken, hastanın yaşı, performans durumu, tümörün histoloji ve grade’i, hastalığın yaygınlığı gibi faktörler ele alınmalı, hastaya uygun tedavi şekli bu faktörlerin ışığında belirlenmelidir. Bu yazıda, ileri evre over kanserli olgularda kullanılan güncel cerrahi tedavi metodları ele alınmıştır.

Over kanserinde doktorun deneyimi çok önemlidir hastanın hayat süresini uzatan en önemli faktörlerden birisidir. Ankarada Over kanseri cerrahisinde sitoredüktif yaklaşım Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yıllardır uygulanmaktadır. Gereken hastalarda HIPEC de uygulanmaktadır. Ankarada Sekonder sitoredüktif cerrahi Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yapılmaktadır

Over kanseri cerrahisi her kadın doğum uzmanının uygulayabileceği bir cerrahi değildir. Bu iş için uzun yıllar eğitim almak gereklidir. Over kanseri cerrahisi başarı ile uygulanırsa hastanın yaşam süresini uzatır. Over kanserinde cerrahi tedavi Ankarada Prof Dr Polat Dursun tarafından yıllardır başarı ile yapılmaktadır.

Primer Sitoredüktif Cerrahi (Over Kanseri Cerrahisi, Over kanserinde cerrahi evreleme  )

İleri evre over kanserlerinde, tedavinin ilk ve en önemli basamağını sitoredüktif cerrahi yaklaşım oluşturmaktadır. 1975’te Griffiths tarafından yapılan bir çalışma ile, cerrahi sonrası kalan rezidüel tümör kitlesi ve sağ kalım arasında ters orantı ilişkisi olduğu gösterilmiş ve pek çok retrospektif çalışma da bunu desteklemiştir .

Bu nedenle, cerrahi sonrası kalan rezidüel tümör kitlesi, ileri evre over kanserli hastalardaki en önemli modifiye edilebilir prognostik faktör olarak kabul edilmektedir. Sitoredüksiyondaki %10’luk bir artış, median sağ kalımda yaklaşık %5’lik bir artış sağlamaktadır.

Bristow ve ark. tarafından yayınlanan bir meta-analizde, ileri evre over kanseri olan hastalarda sitoredüktif cerrahinin yaygınlığı ve rezidüel tümör kitlesinin en önemli prognostik faktörler olduğu belirtilmiştir . Goldie-Coldman hipotezine göre, geride kalan tümör yükü ne kadar az olursa, tümör hücrelerinin kemoterapiye vereceği yanıt o kadar iyi olmaktadır . Optimal sitoredüksiyonda amaç, 1 cm veya daha büyük boyutta olan tüm tümör kitlelerinin eksizyonunun sağlanmasıdır. Eisenkop ve ark. tarafından yapılan bir prospektif çalışmada ileri evre epitelyal over kanserli hastalarda optimal sitoredüktif yaklaşım ile sağ kalımın belirgin derecede uzadığı gösterilmiştir .

Gynecologic Oncology Group (GOG) tarafından yayınlanan bir çalışmada da, ileri evre over kanserli hastalarda en büyük rezidüel tümör kitlesinin 0,5 cm’den 2 cm’ye çıkması ile hastaların sağ kalım sürelerinde anlamlı bir azalma meydana geldiği saptanmıştır . Ne yazık ki, bazı çalışmalarda, ileri evre over kanseri olan hastaların önemli bir kısmında optimal debulking yapılamadığı belirlenmiştir , , . İleri evre over kanserlerinin primer radikal cerrahi tedavisinin etkinliğini araştıran bir çalışmada, evre III-C over kanseri olan hastalarda cerrahi sonrası kalan rezidüel tümör kitlesinin prognozu belirlemede tek bağımsız etken olduğu ve hastalık başta ne kadar agresif olursa olsun, radikal cerrahinin ve neticesinde kalan rezidüel tümör dokusunun hastalığın seyrinde etkili faktörler olduğu gösterilmiştir10.

Bu bilgiler ışığında, morbiditeleri de göz önüne alınarak, bağırsak rezeksiyonu , , , splenektomi , , diafragma rezeksiyonu , karaciğer rezeksiyonu , üriner sistem rezeksiyonları, parsiyel pankreatektomi, peritoneal ve diafragmatik stripping, pulmoner metastaz ekstirpasyonu gibi radikal cerrahi prosedürler ileri evre over kanserli hastalarda gerekli görüldüğünde tedavide kullanılır hale gelmiştir . Uygun cerrahi teknik uygulandığında, bu girişimlerin morbiditesi kabul edilebilir düzeylerde olacaktır .

İleri evre over kanserlerinde sitoredüktif cerrahinin önemi yaygın olarak kabul edilmekle birlikte, pelvik ve paraaortik lenfadenektominin yeri tartışılmıştır . Tüm jinekolojik kanserlere bakıldığında, retroperitoneal lenf nodlarına metastaz oranının en çok over kanserlerinde olduğu görülür. Burghardt ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada, cerrahi evreleme sırasında lenfadenektomi yapılmayan hastalarda, platin tabanlı kemoterapi sonrasında daha yüksek oranda persiste eden nodal hastalık olduğu tespit edilmiştir .

Araştırmacılar bu çalışmada lenf nodlarının kemoterapiye dirençli yapılar olduğunu savunmuşlar ve over kanseri cerrahisinde lenfadenektominin mutlaka bulunması gerektiğini belirtmişlerdir. Benedetti-Panici ve ark. tarafından yapılan randomize prospektif bir çalışmada, tümünde optimal sitoredüksiyon yapılan hastalar, sistematik pelvik-paraaortik lenf nodu diseksiyonu yapılan ve sadece belirgin “bulky” nodların eksize edildiği gruplara ayrılmışlardır . Bu çalışma sonucunda sistematik lenfadenektomi grubunda hastalıksız sağ kalımda artış saptanmış, ancak genel sağ kalımlar açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Over kanserinde evre IV hastalıkta dahi sitoredüktif cerrahi ile sağ kalıma olumlu etki sağlanabilmektedir. Bu cerrahi girişimler jinekolojik onkoloji eğitimi alan cerrahlar tarafından yapıldığında, bu olumlu etki genel cerrah veya genel jinekologlara oranla daha fazla olmaktadır , . Optimal sitoredüksiyon amaçlı cerrahi girişimlerin başarısı bugün için preoperatif dönemde tam olarak tahmin edilememektedir. Halen laboratuvar ve radyolojik yöntemlerle cerrahi girişimlerin etkinliğini cerrahi öncesinde tahmin edebilmeyi amaçlayan çalışmalar yapılmaktadır.

 

Over kanserinde doktorun deneyimi çok önemlidir hastanın hayat süresini uzatan en önemli faktörlerden birisidir. Ankarada Over kanseri cerrahisinde sitoredüktif yaklaşım Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yıllardır uygulanmaktadır. Gereken hastalarda HIPEC de uygulanmaktadır. Ankarada Sekonder sitoredüktif cerrahi Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yapılmaktadır

Over kanseri cerrahisi her kadın doğum uzmanının uygulayabileceği bir cerrahi değildir. Bu iş için uzun yıllar eğitim almak gereklidir. Over kanseri cerrahisi başarı ile uygulanırsa hastanın yaşam süresini uzatır. Over kanserinde cerrahi tedavi Ankarada Prof Dr Polat Dursun tarafından yıllardır başarı ile yapılmaktadır.
Over Kanseri Evreleri (Over kanseri FIGO Evrelemesi  )
ovarian cancer staging ile ilgili görsel sonucu
Over Kanserinin Karın içinde yayılma yerleri
ovarian cancer staging ile ilgili görsel sonucu

Over Kanserlerinde Rezidüel Hastalığın Prognostik Önemi

hastalığın over kanserli hastaların prognozu ve yaşam süresindeki etkisi üzerine yapılan tüm araştırmalar, rezidüel hastalık miktarı azaldıkça hastaların yaşam süresinin uzadığını göstermiştir. İlk araştırmalar rezidüel tümör çapının 2 cm altına indirilmesinin gerekli ve yeterli olduğunu ileri sürerken daha sonra yapılan araştırmalar, rezidüel tümör çapının 1 cm veya 0.5 cm altına indirilmesinin sağ kalım açısından daha faydalı olduğunu rapor etmiştir. Yapılan bir meta-analizde, platin duyarlı over kanserlerinde yapılan maksimal sitoredüktif cerrahinin yaşam süresi ile pozitif korelasyon gösterdiği sonucuna varılmıştır5.

Yapılan pek çok araştırmanın sonucu olarak over kanseri cerrahisinde şu anda literatürde hakim olan yaklaşım, çıkartılabilecek tüm metastatik alanların eksizyonu ve ardından uygun adjuvan kemoterapinin uygulanmasıdır. Metastatik tümörlerin eksizyonu için gerektiğinde bağırsak rezeksiyonu, splenektomi, diafram ve karaciğer rezeksiyonu gibi cerrahi girişimlerin de uygulanması önerilmektedir. Diğer taraftan bir takım araştırmacılar bazı durumlarda agresif cerrahi girişimlerin komplikasyon oranlarının yüksek olduğunu ve morbiditeyi azaltmak için ileri evre over kanserli hastalara önce neoadjuvan kemoterapi verilip ardından cerrahinin yapılmasının daha faydalı olabileceğini savunmaktadırlar .

Barsak Rezeksiyonu

İleri evre epitelyal over kanserlerinde peritoneal kaviteye, retroperitona, inguinal lenf nodlarına ve uzak organlara yayılım sık olarak görülebilmektedir. İnce ve kalın barsaklar over kanserlerinin sık olarak metastaz yaptığı organlardır. Over kanseri direkt olarak rektum ve sigmoid kolona invaze olabilmektedir. Bazı hastalarda barsak rezeksiyonu yapmadan tam sitoredüksiyona ulaşabilmek mümkün olmamaktadır 13. Bu tür hastalarda uterus ve overlerle rektosigmoid kolonun birlikte rezeksiyonu önerilmektedir. Rektosigmoid rezeksiyon yapılan hastaların %73’ünde rektumun tümörle invazyonu histopatolojik olarak gösterilmiştir.

Over kanseri cerrahisi sırasında barsak rezeksiyonu yapılan ve kolostomi açılan hastalarda morbiditenin kabul edilebilir boyutlarda olduğu gösterilmiştir. Yapılan bir araştırmada pelvik abse oranı %5, anastomoz kaçağı oranı %1.7 olarak rapor edilmiştir13. Postoperatif yara yeri komplikasyonları, septisemi, anastomoz kaçağı olan hastaların preoperatif albumin seviyelerinin daha düşük olduğu belirtilmiştir.

Rekürren over kanserlerinde yaşam süresini etkileyen faktörlerin analiz edildiği çalışmalarda rekürren over kanserlerinde de gerektiğinde barsak rezeksiyonu yapılmasının hastanın yaşam süresine olumlu etkisi olduğunu ileri süren çalışmalar mevcuttur .

Splenektomi

Over kanserinde splenektomi, bağırsak rezeksiyonuna göre daha az oranda gerekmekle birlikte maksimal sitoredüksiyon yapabilmek için bazı olgularda zorunlu olmaktadır. Splenektomi sırasında bazı durumlarda aynı anda rektosigmoid rezeksiyon, diafram rezeksiyonu ve peritonektomi yapılması gerekmektedir . Dalak tutulumu genelde omental tutulumu belirgin olan hastalarda tümörün hilusundan dalağı infiltre etmesi şeklinde görülmektedir. Bazen de hilus dışı lokalizasyonlarda veya dalak parankiminde tümör olabilmektedir .

Splenektomi yapılan hastalarda ateş, plevral effüzyon, atelektazi, pankreatit, psödokist gibi bazı komplikasyonlar görülmekle birlikte sitoredüktif cerrahi sırasında yapılan splenektominin morbiditesi kabul edilebilir sınırlardadır. Kendi deneyimimiz olarak bugüne kadar 50’nin üzerinde primer sitoredüktif cerrahi sırasında splenektomi yapmış bulunmaktayız. Bunların 34 tanesine ait uzun dönem takip sonuçlarımız yayınlanmıştır ve splenektominin optimal sitoredüksiyona ulaşabilmek için gerekli olgularda uygulanması gerektiğine inanıyoruz15.

Diafram Rezeksiyonu

Yapılan araştırmalarda diaframda lokalize tümörün optimal sitoredüksiyonu engelleyen en önemli lokalizasyonlardan birisi olduğu sonucuna varılmıştır. SGO üyelerinin %76’sı diaframda lokalize tümörlerin optimal sitoredüksiyona engel olan en önemli lokalizasyon olduğunu belirtmiştir17. Diğer taraftan cerrahların %30’unun diafram rezeksiyonu yapabilmek için gerekli tecrübeye sahip olmadığı rapor edilmiştir. 163 evre III ve IV over kanserli vakayı irdeleyen bir çalışmada, hastaların 41’inin diaframında tümör olduğu ve bunların diafragmatik stripping veya rezeksiyon gerektireceği belirtilmiştir17, . Aynı zamanda tecrübeli ellerde diafram rezeksiyonu ve stripping’in kabul edilebilir morbidite ile yapılabileceği bildirilmiştir.

Karaciğer Rezeksiyonu

Karaciğer metastazı, evre IV hastaların %15-18’inde bulunmaktadır ve optimal sitoredüksiyonu zorlaştıran bir durumdur. Hastalığın yayılım paternleri arasında yüzeyel yayılım ve bununla birlikte olabilecek diafram uzanımı, parankimal metastaz veya direkt yayılım sayılabilir. Karaciğer yayılımının cerrahi tedavisinde anatomik rezeksiyonlar (örneğin; segmentektomi, bisegmentektomi, perisegmentektomi, hepatektomi (sağ/sol)), anatomik olmayan rezeksiyonlar (örneğin; wedge rezeksiyon, metastatektomi) ve kriyoterapi veya radyo frekans ablasyon yöntemleri yer almaktadır. Bristow ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada, karaciğer metastazı bulunan 84 evre IV hasta araştırılmış ve karaciğerde parankimal debulking yapılan hastaların sağ kalımı yapılmayanlara göre anlamlı olarak uzun bulunmuştur . Bu nedenle uygun hastalarda uygun teknikle yapılan hepatik rezeksiyonla hastaların sağ kalımına anlamlı destekte bulunulacaktır .

İnterval Debulking

Bu yaklaşım tanım olarak, ilk cerrahide suboptimal sitoredüksiyon yapılan hastalarda optimal cerrahi uygulanması veya ilk tanı anında radikal cerrahinin ciddi perioperatif morbiditeyle sonuçlanabileceği hasta grubunda neoadjuvan kemoterapi (genellikle 2-3 kür) sonrası cerrahi girişim yapılması anlamına gelmektedir. Bu cerrahi yaklaşımın amacı rezidüel tümör yükünü azaltarak tümörün kemoterapiye cevabını arttırmaktır.

Suboptimal debulking yapılabilen vakalarda, 2-3 kür kemoterapi ardından tekrar cerrahi yapılması da benzer bir yaklaşımdır. Bu konuda yapılan iki geniş prospektif randomize çalışmanın ilkinde, European Organization for Research and Treatment of Cancer study’nin (EORTC) çalışmasında, suboptimal cerrahi sonrası 3 kür sisplatin ve siklofosfamid alan hastalar iki gruba ayrılmışlardır . Bu gruplardan birincisindeki hastalara interval debulking uygulanmış, diğerlerinde cerrahi uygulanmamıştır.

Her iki gruba da tekrar 3 kür kemoterapi verilmiştir. Sonuçta interval cerrahi uygulanan grupta sağ kalım anlamlı ölçüde fazla bulunmuştur. Gynecologic Oncology Group (GOG) tarafından yapılan diğer bir çalışmada ise, evre III ve IV over kanseri olan ve ilk girişimde suboptimal sitoredüksiyon yapılan 550 hasta iki gruba randomize olarak ayrılmıştır . İlk gruba interval debulking yapılmış, ikinci gruba yapılmamıştır. Sonrasında her iki gruba da 3 kür kemoterapi verilmiştir. Her iki grup arasında hastalıksız veya genel sağ kalım oranlarında anlamlı fark saptanmamıştır . GOG’nin çalışmasında EORTC çalışmasından farklı olarak, tüm hastalara ilk planda optimal cerrahi sitoredüksiyon yapılması hedef alınmış ve bu girişimlerin çok büyük kısmı (%95) jinekolog onkologlar tarafından yapılmıştır.

Primer neoadjuvan kemoterapi ardından interval debulking yaklaşımı, performans durumu radikal cerrahiye olanak tanımayan hastalarda veya yakın zamanda major suboptimal cerrahi yapılan hastalarda tercih edilmelidir. Bu hastalarda, kemoterapi ile hastanın performans durumu iyileştiğinde optimal cerrahi yapılması amaçlanmalıdır. Elit ve ark. tarafından yayınlanan bir çalışmada, primer cerrahi sonrasında kemoterapi alan grubun sağ kalımlarının primer kemoterapi ardından cerrahi uygulanan gruba göre daha üstün olduğu bildirilmiştir .

Aynı zamanda, hangi hastaların primer cerrahi, hangi hastaların neoadjuvan kemoterapi ardından interval debulking’den fayda göreceğini belirlemek amacıyla çalışmalar yapılmıştır , . Bu çalışmalarda, görüntüleme yöntemlerinde hastalığın yaygınlığı, asit miktarı, CA-125 düzeyi, gen ekspresyonu gibi değişkenler kullanılarak yapılacak cerrahinin başarı oranı tahmin edilmeye çalışılmaktadır.

Second Look Laparotomi

Second look laparotomi, tanım olarak primer sitoredüktif cerrahi ve adjuvan kemoterapi ardından klinik ve laboratuar olarak tümörü bulunmayan asemptomatik hastalarda yapılan sekonder cerrahi değerlendirmedir. Peritoneal kavite ve retroperiton sistematik olarak değerlendirilir. İleri evre over kanseri nedeniyle tedavi edilen ve belirgin klinik remisyon elde edilen hastaların %50’sinden fazlasında rezidüel hastalık tespit edilmiştir . Rezidüel hastalık bulunanlarda prognoz daha kötüdür. Eğer rezidüel hastalık tamamen rezeke edilebiliyorsa prognoz iyileşecektir . Bir GOG çalışmasında, second look laparotomi neticesinde rekürren hastalık bulunan hastalarda erken kemoterapi başlanmasının sağ kalımı etkilemediği belirtilmiştir . Bu nedenle günümüzde bu operasyon rutin olarak önerilmemektedir.

 

over kanseri hakkında bilgiler 

 

Over kanseri ameliyatı 

 

Sekonder Sitoredüksiyon

İleri evre over kanseri olan hastalarda primer sitoredüksiyon, tedavide ilk ve en önemli basamağı oluşturmaktadır. Ancak bu yaklaşımın rekürren hastalıktaki etkinliği tartışmalıdır. İlk basamakta optimal sitoredüksiyon ve kemoterapi uygulanan hastalarda dahi yüksek oranda rekürrens meydana gelmektedir. Rekürren hastalıkta yapılan sitoredüktif girişimler sekonder debulking veya sekonder sitoredüksiyon operasyonları olarak adlandırılırlar. Sekonder sitoredüksiyondan bahsedebilmek için, hastaya başarılı bir primer sitoredüksiyon uygulanmış olmalı, ve bunun üzerinden hastalıksız olarak geçen bir süre (disease – free interval) bulunmalıdır.

Hastalıksız geçen süre, rekürrens saptandığındaki tümör çap ve sayısı, tümörün platin içeren kemoterapiye duyarlılığı ve primer cerrahi sonrası rezidüel tümör miktarı gibi faktörler sekonder sitoredüksiyonun başarısında belirleyici olmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda sekonder sitoredüksiyondan fayda görebilecek hastaların seçiminde kullanılacak kriterler oluşturulmaya çalışılmıştır , .Hastaların çoğunda sekonder cerrahi sitoredüksiyon mümkün olmuş ve hastaların prognozuna olumlu katkıda bulunulmuştur , . Salani ve ark.’nın yaptığı çalışmada, tanıdan rekürrense kadar geçen sürenin 18 aydan uzun olduğu, preoperatif görüntülemede bir veya iki rekürrens bölgesinin olduğu ve tam bir sekonder sitoredüksiyon uygulanabilen hastaların rekürrens sonrası ortalama sağ kalımları 50 ay olarak bildirilmiştir35.

Rekürren over kanserli hastalarda sekonder sitoredüksiyonun yeri konusunda bugün için halen prospektif randomize veriler olmasa da, uygun seçilmiş hastalarda bu girişimin faydalı olacağı yaygın olarak kabul edilmektedir .

 

Neoadjuvant Kemoterapi 

Over kanseri cerrahisini kaldıramayacak derecede ciddi problemi olan hastalarda önce kemoterapi verip ardından ameliyat edilmesidir.

 

HİPEC (HİPEK, Hipertermik Kemoterapi ,Over Kanserinde Sıcak Kemoterapi )

Sitoredüktif over kanseri ameliyatından sonra karın içine özel bir makina aracılığıyla ısıtılmış kemoterapinin uygulanmasıdır. Prof Dr Polat Dursun tarafından Ankara’da başarı ile uygulanmaktadır.

 

Palyatif Cerrahi Girişimler

İleri evre over kanserinde palyatif cerrahinin amacı, kısıtlı bir yaşam süresi kalan hastaların yaşam kalitesini arttırmaktır. En sık palyatif cerrahi girişim nedeni malign barsak obstrüksiyonudur . Obstrüksiyon semptomlarının kontrolündeki başarı ve tekrar obstrüksiyon oranları farklı çalışmalarda farklı oranlarda bildirilmiştir. Burada akılda tutulması gereken en önemli nokta, bu cerrahi işlemler sonucu oluşabilecek morbidite ve mortalitenin de önemli oranlarda olabileceğidir. Bu girişimlerden en çok fayda görecek hasta grubu, performans durumları iyi olan ve kemoterapiye duyarlı tümörü olan hastalardır.

Sonuç

İleri evre over kanserlerinde amaç, uygun cerrahi veya medikal yaklaşıma uygun hasta seçimi olmalıdır. Primer sitoredüktif cerrahi ardından verilen adjuvan kemoterapi, bugün için standart olarak uygulanan ilk basamak tedavidir. İnterval veya sekonder sitoredüksiyon için uygun hasta seçimi ile hastaların hem sağ kalımlarında artış sağlanabilecek, hem de önlenebilecek morbidite ve mortalitenin önüne geçilebilecektir. Tüm ileri evre over kanserlerinde primer cerrahide en çok arzulanan, minimal veya hiç rezidüel hastalık kalmayan optimal bir sitoredüksiyondur. Bu tedavinin ardından uygulanan uygun kemoterapi rejimi ile tedavi sağlamlaştırılacaktır. Halen devam eden çalışmalarda, ileri evre over kanserlerine optimal yaklaşımlar araştırılmaktadır. İleri evre over kanserli hastaların, iyi donanımlı merkezlerde jinekolojik onkoloji alanında tecrübeli cerrahlar tarafından yapılan tedavisi ile bu mücadelesi güç hastalıkta daha yüz güldürücü sonuçlar alınabilecektir.

Over kanserinde doktorun deneyimi çok önemlidir hastanın hayat süresini uzatan en önemli faktörlerden birisidir. Ankarada Over kanseri cerrahisinde sitoredüktif yaklaşım Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yıllardır uygulanmaktadır. Gereken hastalarda HIPEC de uygulanmaktadır. Ankarada Sekonder sitoredüktif cerrahi Prof Dr Polat Dursun tarafından başarı ile yapılmaktadır

Over kanseri cerrahisi her kadın doğum uzmanının uygulayabileceği bir cerrahi değildir. Bu iş için uzun yıllar eğitim almak gereklidir. Over kanseri cerrahisi başarı ile uygulanırsa hastanın yaşam süresini uzatır. Over kanserinde cerrahi tedavi Ankarada Prof Dr Polat Dursun tarafından yıllardır başarı ile yapılmaktadır.